Hristiyanlık ya da Din?

Gerçeği araştırmak için aşağıdaki herhangi bir soruya tıklayın.

Bütün dinlerin bozulmuş
olduğuna inanıyorum.

Buna vereceğim cevap aynı anda evet ve hayır olacaktır.

Nedenlerine bakacak olursak, evet dememin sebebi, hiçbir dini kitabın kendi içerisinde ‘mükemmel yorumlama kılavuzu’ ile gelmemiş olmasıdır. Bunun sonucu olarak da insanın anlayışı, yorumlayışı gibi faktörleri işin içine kattığımızda, yanlış anlama ve uygulamaların olması kaçınılmazdır.

Fakat yukarıdaki cevabımızla insanların, Tanrı’nın vermek istediği orijinal mesajın kendisini zamanla tanınamayacak şekilde bozdukları yönündeyse, buna vereceğim cevap hayır olacaktır. Özellikle Orta Doğu’da yaygın olan bir inanışa göre ilk Hristiyanlar Kutsal Kitap’ı öylesine değiştirdiler ki bugün okuduğumuz kitap ile ilk kitap arasında bir benzerlik olmadığı iddia edilmektedir.

Bu iddiayı test etmenin iki yolu vardır. İlk olarak Hristiyan olmayan tarihi kaynaklara bakarak İsa ve ilk Hristiyanların uygulamaları konusunda neler yazıldığı incelenebilir.
Hristiyanlığın doğuşuna sebep olan iki olay İsa’nın çarmıha gerildiği ve ölümden dirildiği gerçeğidir ve her ikisi de ilk yüzyılda tarihsel olarak bahsedilen olaylardır. İlk yüzyılda İsa adlı kişinin çarmıha gerildiği gerçeği kimse tarafından tartışılmayan bir olaydı. O bölgede yaşayan herkesin bildiği ve kabul ettiği bir gerçekti.

İkinci olarak ‘metin eleştirisi’ adı verilen bilim dalı aracılığıyla Kutsal Yazı nüshaları arasındaki farklılıklara bakılabilir. Metinsel eleştirinin evrensel kriterlerini (bir metnin sahte mi gerçek mi olduğunu anlamamıza yarayan metodları) bu metinlere uyguladığımızda elde ettiğimiz rakamlar, Kutsal Kitap’ın tanınamayacak kadar değiştirildiği iddiasını ortadan kaldıracak güçtedir.

Hepimiz ünlü Yunan filozofu Aristoteles’i biliriz. Peki, bugün onun kitaplarında okuduğumuz şeyleri gerçekten onun söyleyip söylemediğinden hiç şüphe duyduk mu?

Bugün Aristoteles’in elimizde olan Grekçe nüshalarının sayısı yalnızca 49 adettir ve metinlerin orijinalleri ile kopyaları arasındaki zaman süresi de yaklaşık 1400 yıldır. Bu şekilde de Aristoteles’in yazıları, Antik dünyadan günümüze ulaşarak en iyi korunan dördüncü yazıtlar olmaktadır.

Peki ilk sırada ne bulunmaktadır? Dünyada en iyi korunmuş antik metinler, yaklaşık 5600 nüsha ile İncil olarak bilinen Yeni Antlaşma metinleridir.

Bu metinlerin bazı kısımları için orijinalleri ile elimizdeki kopyası arasındaki zaman dilimi 100 yıldan daha azdır. Bütün bunlara diğer dillere yapılan çevirilerini de eklediğimizde (Latin, Koptik, Süryanice, Aramice) bu sayı 24000 nüshaya kadar çıkmaktadır. Elimizde bulunan en erken Yeni Antlaşma nüshası, orijnalinden yaklaşık otuz yıl sonra yazılmış ve M.S 125 yılından gelmektedir.

Eğer Kutsal Kitap metinlerine güvenilir tarihsel dökümanlar olarak güvenmeyi seçmeyeceksek, aynı zamanda Yunan felsefesi veya antik dünyadan gelen herhangi bir eserin güvenililirliğine de olan inancımızı yitirmemiz gerekmektedir.

Hepimiz ünlü Yunan filozofu Aristoteles’i biliriz. Peki, bugün onun kitaplarında okuduğumuz şeyleri gerçekten onun söyleyip söylemediğinden hiç şüphe duyduk mu?

Bugün Aristoteles’in elimizde olan Grekçe nüshalarının sayısı yalnızca 49 adettir ve metinlerin orijinalleri ile kopyaları arasındaki zaman süresi de yaklaşık 1400 yıldır. Bu şekilde de Aristoteles’in yazıları, Antik dünyadan günümüze ulaşarak en iyi korunan dördüncü yazıtlar olmaktadır.

Peki ilk sırada ne bulunmaktadır? Dünyada en iyi korunmuş antik metinler, yaklaşık 5600 nüsha ile İncil olarak bilinen Yeni Antlaşma metinleridir.

Bu metinlerin bazı kısımları için orijinalleri ile elimizdeki kopyası arasındaki zaman dilimi 100 yıldan daha azdır. Bütün bunlara diğer dillere yapılan çevirilerini de eklediğimizde (Latin, Koptik, Süryanice, Aramice) bu sayı 24000 nüshaya kadar çıkmaktadır. Elimizde bulunan en erken Yeni Antlaşma nüshası, orijnalinden yaklaşık otuz yıl sonra yazılmış ve M.S 125 yılından gelmektedir.

Eğer Kutsal Kitap metinlerine güvenilir tarihsel dökümanlar olarak güvenmeyi seçmeyeceksek, aynı zamanda Yunan felsefesi veya antik dünyadan gelen herhangi bir eserin güvenililirliğine de olan inancımızı yitirmemiz gerekmektedir.

Kutsal Kitap’ın bozulduğuna ve bu yüzden güvenilmeyi hak etmediğini iddia eden birisi, aynı şeyi Plato, Sezar, Tacitus, Sofokles, Aristoteles ve Homer’in yazdıkları için de söylemelidir.

Kısacası din bozulmuş bir şey olabilir mi? Gerçek inancı kendi çıkarları için kullanmak isteyen insanlar tarafından kesinlikle bir bozulmaya uğratılmış olabilir.

İşte bu nedenle sizi davet edeceğim yolculuk İsa’nın öğrencilerinin ve görgü tanıklarının yazdıklarına kişisel olarak bakmanızdır.

  • Kutsal Kitap’ın değiştirildiği iddiasını hiç duydunuz mu veya bu iddia da siz hiç bulundunuz mu?
  • Ne dediğini anlamak için hiç kendiniz okudunuz mu?
  • Altı genellikle temellendirilmeyen iddialar yerine, kanıtlara kendiniz bakmayı ister misiniz?
  • Bu yolculuğa devam edip gerçek hikayenin ne olduğunu öğrenmek ister misiniz?

HAKKIMIZDA

Ya Gerçekse, ruhsal yolculuğunu keşfetmede kendini rahat hissedebileceğin, zor da olsalar sorular sorabileceğin ve yanıtlarını alabileceğin bir yer. Burası, inanç, yaşamdaki amacın, değerin ve kimliğin konusunda sorular ve düşünceleri araştırabileceğin bir yer. En önemlisi biz SENİN İÇİN buradayız. Umarız buradaki farklı konular ve sorulara göz atar ve bu yolculuğa bizlerle çıkmak için üye olmayı tercih edersin.

Neden din
gerekir ?

‘Din’ veya ‘Dindar’ kelimelerini duyduğumuzda genellikle aklımıza Tanrı’nın insanları bu yaşamda geçmeleri gereken bir sınav için yarattığı düşüncesi gelebilir.

Buna göre, eğer iyi bir kişiyseniz cennetle ödüllendirilirsiniz, kötü bir kişiyseniz de cehenneme gidersiniz.

Eğer Hristiyanlık dendiğinde de aklınıza gelen buysa, size anlatacağım daha farklı bir hikaye var.

Kutsal Yazılar’da İsa’nın yaşamına baktığımızda, İsa’nın dünyaya bir başka dini sistem getirmek için gelmediğini görüyoruz. Aslında meydan okuduğu ve kızdırdığı kişilerin başında o günün en dindar kişileri gelmekteydi.

Müjde kitapları (İsa’nın yaşamını anlatan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna), İsa’nın zamanının çoğunu, dini kişiler tarafından ‘günahkarlar’ ve ‘dışlanmışlar’ olarak tanımladıkları kişilerle geçirdiğini yazmaktadır. İsa’nın bu günahkarlarla olan dostluğu ve onlara duyduğu sevgi, o dindar kişilerin O’nun gerçekten de Mesih olabileceğinden kuşku duymalarının nedenlerinden birisiydi. Buna ek olarak, İsa’nın kızdığı veya hayal kırıklığına uğradığı anlara baktığımızda, bunların ‘günahkarlarla’ ilgili değil, dini pratikleri nedeniyle kendilerini doğru olarak gören insanlarla ilgili olduğunu görüyoruz

Bu dini liderler çeşitli dini kural ve düzenlerin arkasına saklanmaktaydılar. Bütün dikkatlerini, insanın yüreğine değil, dışsal davranışlarına çevirmişlerdi.

İsa’nın anlattığı hikayelere ve benzetmelere baktığınızda içeriklerinin de bu gruba yönelik olduğunu görürsünüz. Bu hikayeler, dindar kişilere nasıl olduklarını gösteren birer ayna görevi gördüler. Aynı hikayeler, o günlerdeki dini anlayışın bir kenara ittiği kişileri de teselli etme görevi gördüler.

Kısacası Tanrı, insanların sevaplarını bozdurup karşılığında cenneti talep edecekleri bir tüccar değildir. İsa’nın Tanrı hakkında söylediği şeyler, hem bizlerin hem de kendisini ik dinleyenlerin din algılarını yerle bir etmişti. Aslında bahsetmek istediği asıl konu dinin kendisinden daha derindi.
Asıl konu, hangi kuralları yerine getireceğimiz değil, dünyanın şu andaki konumuyla ilgili: Dünya olması gereken ilk konumda değil ve ölümle kirlenmiş bir durumda.

Asıl ilgilenilmesi gereken sorun ölüm.

İsa’nın anlattığı hikayelere ve benzetmelere baktığınızda içeriklerinin de bu gruba yönelik olduğunu görürsünüz. Bu hikayeler, dindar kişilere nasıl olduklarını gösteren birer ayna görevi gördüler. Aynı hikayeler, o günlerdeki dini anlayışın bir kenara ittiği kişileri de teselli etme görevi gördüler.

Kısacası Tanrı, insanların sevaplarını bozdurup karşılığında cenneti talep edecekleri bir tüccar değildir. İsa’nın Tanrı hakkında söylediği şeyler, hem bizlerin hem de kendisini ik dinleyenlerin din algılarını yerle bir etmişti. Aslında bahsetmek istediği asıl konu dinin kendisinden daha derindi.
Asıl konu, hangi kuralları yerine getireceğimiz değil, dünyanın şu andaki konumuyla ilgili: Dünya olması gereken ilk konumda değil ve ölümle kirlenmiş bir durumda.

Asıl ilgilenilmesi gereken sorun ölüm.

Kutsal Yazılar’ın ana hikayesi, insanların nasıl kendilerini bu karmaşaya soktukları ve Tanrı’nın her şeyi düzeltmek için neler yaptığıyla ilgilidir. Tanrı’nın bu işine İyi Haber (Arapça İncil) adı verilmektedir.

Başlangıçta şu soruyu sormuştuk: Gerçekten bir dine ihtiyacın var mı?

İsa bu dünyaya ne yeni bir din getirmek, ne de var olan bir dini düzeltmek için geldi! O, olması gereken yoldan çıkmış bir dünyaya kesin bir çözüm sunmak için geldi.

HAKKIMIZDA

Ya Gerçekse, ruhsal yolculuğunu keşfetmede kendini rahat hissedebileceğin, zor da olsalar sorular sorabileceğin ve yanıtlarını alabileceğin bir yer. Burası, inanç, yaşamdaki amacın, değerin ve kimliğin konusunda sorular ve düşünceleri araştırabileceğin bir yer. En önemlisi biz SENİN İÇİN buradayız. Umarız buradaki farklı konular ve sorulara göz atar ve bu yolculuğa bizlerle çıkmak için üye olmayı tercih edersin.

Bütün dinler aynı şeyi
öğretmiyorlar mı?

Bütün dinlerin amacı bizlere nasıl iyi insanlar olacağımızı öğretmektir. Öyle değil mi?

Çoğu dinin bizlere iyi insanlar olmamız ve birbirimizle iyi geçinmemizi söylemeleri bütün dinlerin doğru veya yanlış oldukları sorusunu ortadan kaldırmıyor. Bu aynı zamanda dinlerin kimliklerini oluşturan ‘diğer’ iddialarının doğru olup olmadıkları sorusuna da cevap vermiyor.

Eğer asıl amaç her zaman iyi bir insan olmak ise, o zaman asıl sorun ‘iyi’nin ne olduğunu tanımlamaktan geçiyor

Neye göre iyi? Ne kadar iyi? Yeteri kadar iyi mi?

Bütün dinlerin ‘iyi insan olmayı öğrettiği’ fikriyle asıl sorunum, hangi din veya ideoloji olursa olsun insanlığın o mükemmel insanı üretmedeki başarısızlığını devamlı olarak görmemdir. Dünyada binlerce din varken neden dünyada bu kadar kötülük vardır? Hepsi bize iyi olmamızı öğretmiyorlar mı? Peki neden başarısız oluyorlar? Bundan da öte belki de en mide bulandırıcı suçları işleyenlere neden dindar kişiler arasında da rastlıyoruz? Asıl problem başka bir şeyde yatıyor olabilir mi? Asıl sorun insanların düşündükleri kadar mükemmel olmadıkları ve kendilerini mükemmel kılamadıkları olabilir mi? İhtiyacımız olan şey, bizlere neyi yapacağımızı ve neyi yapmayacağımızı dikte eden bir dinden daha fazlası olabilir mi? Acaba insan doğası konusunda fazla optimistik miyiz?

Genellikle din hakkında sohbetlerimin bu kısmında Hristiyanlığın ‘eğer cennete gitmek istiyorsan iyi ve dindar bir insan olmalısın’ fikrini öğretmek olmadığını söylerim. Peki neden benim için Hristiyan inancı izlenmesi gereken bir dünya görüşüdür? Buna verilebilecek birçok cevap var fakat en basitine indirgersem, kendime ve insanlığın geri kalanına baktığımda, Kutsal Kitap’ın insan doğası hakkında söylediklerinin ne kadar doğru olduklarını görüyorum. Yaşamamız gereken bir dünyada, yaşamamız gereken şekilde yaşayamadığımızı görüyorum. İsa, ‘İyi bir insan olmaya çalış, gerisi önemli değil’ sözüne büyük bir ‘Keşke’ ile cevap vermektedir.

Genellikle din hakkında sohbetlerimin bu kısmında Hristiyanlığın ‘eğer cennete gitmek istiyorsan iyi ve dindar bir insan olmalısın’ fikrini öğretmek olmadığını söylerim. Peki neden benim için Hristiyan inancı izlenmesi gereken bir dünya görüşüdür? Buna verilebilecek birçok cevap var fakat en basitine indirgersem, kendime ve insanlığın geri kalanına baktığımda, Kutsal Kitap’ın insan doğası hakkında söylediklerinin ne kadar doğru olduklarını görüyorum. Yaşamamız gereken bir dünyada, yaşamamız gereken şekilde yaşayamadığımızı görüyorum. İsa, ‘İyi bir insan olmaya çalış, gerisi önemli değil’ sözüne büyük bir ‘Keşke’ ile cevap vermektedir.

tomb

Hristiyanlık insanlara belirli kurallara uyarak Tanrı’ya nasıl ulaşılacağını öğreten bir din değildir. Tam tersine sadece bu kurallara uymaya çalışmaya odaklanmanın Tanrı’nın kim olduğunu görmekte birer engel oluşturduğunu iddia etmektedir.

Tam da bu nedenle, Hristiyanlık Tanrı’nın sevgisiyle bu düşmüş insanlığın seviyesine inerek, bizlerin hak ettiği yargıyı kendi üzerine İsa’da almayı tercih ettiğini öğretmektedir. İsa da asıl düşmanımız olan ölümü, ölümünden üç gün sonra dirilerek yenerek yok etmiştir.

Hristiyan inancı, sevgisinden dolayı yaratılışı için kendisini feda eden Tanrı’ya nasıl güvenerek yaşanabileceğini göstermeyi hedefleyen bir inançtır.

HAKKIMIZDA

Ya Gerçekse, ruhsal yolculuğunu keşfetmede kendini rahat hissedebileceğin, zor da olsalar sorular sorabileceğin ve yanıtlarını alabileceğin bir yer. Burası, inanç, yaşamdaki amacın, değerin ve kimliğin konusunda sorular ve düşünceleri araştırabileceğin bir yer. En önemlisi biz SENİN İÇİN buradayız. Umarız buradaki farklı konular ve sorulara göz atar ve bu yolculuğa bizlerle çıkmak için üye olmayı tercih edersin.

Yaşam boyu sürecek bir yolculuktan sadece bir adım uzaklıktasın. Lütfen aşağıdakileri doldurarak başlayın.
Yaşam boyu sürecek bir yolculuktan sadece bir adım uzaklıktasın. Lütfen aşağıdakileri doldurarak başlayın.
Yaşam boyu sürecek bir yolculuktan sadece bir adım uzaklıktasın. Lütfen aşağıdakileri doldurarak başlayın.
Yaşam boyu sürecek bir yolculuktan sadece bir adım uzaklıktasın. Lütfen aşağıdakileri doldurarak başlayın.
If you have any comments on what you have just read, we would love to hear.