Bu hayatımızdaki can alıcı sorudur. Tanrı bizi ögür iradeyle yarattı. Bazı kişiler '' Özgür İradesiyle'' şunu söylemeyi seçebiliyorlar: ''Evet bir Tanrı var ama ben ona inanmayı tercih etmiyorum.'' Aslında New York Üniversitesindeki Felsefe Profesörlerinde Thomas Nagel'de bu açıklamaya benzer bir açıklama yapmıştır ve şöyle söylemiştir: ''Ben Ateizmin gerçek olmasını istiyorum ve tanıdığım en zeki ve bilgili insanlardan bazılarının dindar kişiler olmaları gerçeğinden ötürü endişe duyuyorum. Konu sadece benim Tanrı'ya inanmamam ve tabiatıyla, Tanrı'nın olmadığını ummam değil! Ben bir Tanrı'nın olmasını istemiyorum.''
Tanrı'yı bilmek istemek öncelikle onun varlığını kabul etmekten geçer. Eğer bir şeyin var olduğunu düşünmüyorsanız, bu varlığı bilmek istemek pek akıllıca olmaz. Onun varlığını kabul ettikten sonra ise bu soru karşımıza çıkacaktır. Tanrı var peki ben onu bilemek istiyor muyum? Şayet Profesör Thomas Nagel gibi düşünüyorsanız, yazının devamını okumanız pek bir anlamlı olmayacaktır. Fakat eğer gerçek neyse ben onunla ilgileniyorum diyorsanız bu soru sizin hayatınızı etkileyebilecek bir soru olacaktır.
Öncelikle hayatlarımızda bilmek istediğimiz şeyler hakkında düşünerek başlayalım. Neleri bilmek isteriz ya da neden bir kişiyi bilmek isteriz? Merak ettiğimiz şeyleri bilmek isteriz öncelikle. Örneğin, bilgisayar kullanmak nasıl bir şeydir bunu merak ederiz. Daha sonrada onu bilmeyi arzu ederiz. Fakat bir şeyi iyi bir şekilde bilmek için onu tanımak gerekir. Aslında ingilizcede bilmek olarak kullanılan bir kelime olan ''know'' sözcüğü aynı zamanda tanımak anlamınada gelir. Tanrı'yı bilmek istemek başka bir ifadeyle onu tanımak istemektir. Tanrı'yı tanımak içinde yüreğimizin derinliklerinde ona karşı bir merakımızın olması gerekir. Profesör Thomas Nagel'de bu his ve arzu mevcut değildi. Fakat bence bu yazıyı okumaya başladıysanız ve bu internet sitesini ziyaret ettiyseniz bu arzu sizde mevcuttur. Bazı kişiler sorabilir '' Peki neden Tanrı'yı bilmek ya da tanımak istemeliyim'' diye. Cevabı basit olduğu kadar derindir de. Bu sorunun yanıtı sevgidir. Sevgidir çünkü sevdiğimiz şeyleri, kişileri daha çok tanımak isteriz. Bilgisayar kullanmayı seviyorsanız onunla ilgili daha çok bilgi edinmek istersiniz. Sevdiğiniz bir kişi ile daha çok zaman geçirmek istersiniz. Daha çok zaman geçirdikçe bir kişiyi daha iyi tanırız. Hele ki bizim için büyük şeyler yapmış bir kişi için sevginin yanında başka duygularda besleriz.
Tanrı'nın da bizi ne amaçla yarattığını ve bizim için neler yaptığını bildiğimizde onu daha çok bilmek ve tanımak isteyeceğimiz konusunda şüphem yoktur. Tanrı tüm evreni ve içindekileri (yani bizleri) büyük ve derin sevgisi nedeniyle yaratmıştır. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar tasarlayıp yaratmıştır. Tüm evrenin ötesinde Tanrı'nın insana karşı duyduğu sevgi eşsizdir. Tanrı ona tapınıp, onu yüceltmemizin ötesinde onunla kişisel bir ilişkimizin olmasını istemiştir. Ademi yarattığında, Tanrı onunla konuşuyordu. İnsan için zengin bir bahçe oluşturmuştu. Herşeyi onun eline vermişti. Adem ve Havva'nında - yani yaratmış olduğu insanların da - kendisini tanımalarını istiyordu. Adem ile Havva kendisine itaatsizlik edip bu harika ilişkiyi bozduklarında, Tanrı'nın amacı bu ilişkiyi onarmak ve insanların kendisini yakından tanımalarını sağlamaktı. Yuhanna bize bu noktada Tanrı'nın bu amacı gerçekleştirip, onun büyük ve eşsiz sevgini göstermek için Tanrı tarafından esinlenmiş şu sözleri kaleme almıştır. "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi.'' ( Yuhanna 3:16) Tanrı'nın böyle büyük bir sevgi ile istediği tek bir şey vardır. Onu tanımamız ve onu sevmemiz. Çünkü sevdiğimiz şeyleri tanımak isteriz ve tanıdıkça daha çok severiz. Siz Tanrı'yı daha derinden tanımak istiyor musunuz?
Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?