C.S.Lewis bu konuda şöyle diyor: Tanrı'da gördüğümüz her şey, hepimizden ölçülemeyecek kadar üstündür. Tanrı'yı böyle görmedikçe ve Tanrı'ya kıyasla birer hiç olduğumuzu bilmedikçe Tanrı'yı tanıyamayız. Gururlu bir insan başkalarına daima tepeden bakar. Tabii ki her şeye tepeden baktığınızda, sizin tepenizdeki bir şeyi göremezsiniz.
Tanrı'yı tanımak için öncelikle kendimizi alçaltmak gerekir. Aksi takdirde C.S.Lewis'in demiş olduğu gibi onu göremeyiz. Kendimizi alçalttığımızda ve Tanrı'nın hakimiyetini kabul ettiğimiz andan itibaren onu tanımaya başlarız. Öncelikle onun bizden daha büyük ve yüce bir varlık olduğunu ve ona ihtiyacımız olduğu gerçeğini öğreniriz. Peki sonrasında ne olacak? Bu kişiyi nasıl daha yakından tanıyabiliriz?
Kendimizi düşünelim, gündelik hayatlarımızda okula, üniversiteye, bir toplantıya yada herhangi bir yere gittiğinizde bir kişi ile tanışmak için ne yaparsınız? Bana göre tanımak istediğiniz kişiye yaklaşıp onunla konuşmaya başlarsınız. Tabi ki başkasından da onun hakkında bilgi almaya çalışabiliriz. Ama bence en sağlıklı yöntem yine tanımak istediğimiz kişi ile konuşmak ve onunla zaman geçirmektir. Peki ya Tanrı'yı tanımak içinde aynısını yapabilir miyiz?
Tanrı'yı tanımak için onunla konuşmamız gerekir. Eğer konuşmayan bir Tanrı'yı tanımak istiyor olsaydık, o zaman işimiz gerçekten zor olurdu. Fakat yaşayan Tanrı konuşmaktadır. Tabi ki Tanrıya sorular sorabilir ve ondan cevap bekleyebilirsiniz. Ama bunun her zaman ilahi bir vahiy şeklinde olacağını sanmanızı istemem. Çünkü Tanrı zaten bundan binlerce yıllık bir dönem içersinde insanlığa konuşmuştur. Bu nedenle onu tanımak için onun sözlerine yani Kutsal Kitap'a bakmalıyız. Kutsal Kitap'a baktığımızda Tanrı ve onun karakteri hakkında bir çok bilgi edinebiliriz. Çoğu zaman Tanrı'yı tanıdığımızı düşünürüz. Tanrı tektir, herşeye gücü yeter, herşeyi bilir vs... Fakat bu bilgilerimiz çok yüzeyseldir. Tıpkı bir toplantıda karşılaştığımız bir kişi hakkında bazı yüzeysel bilgilere sahip olmak gibidir. Onun sadece boyu, saçı, burnu .. gibi dış görünüşü ile ilgili özelliklerini öğreniriz. Bununla birlikte Tanrı'yı tanırken bazen Tanrı'yı tanımaktan çok çevremizden, öğrenim aldığımız yerlerden ve hatta kendi düşüncelerimizden gelen fikirlerle bir Tanrı tasviri yaratıp, yaratılan bu tasviri tanımaya gayret edebiliriz. Ama bu pek bir yarar sağlamayacaktır. Tanrı'yı ancak ve ancak onun bize açıklaması sayesinde tanıyabiliriz. Çünkü Tanrı, ''Benim düşüncelerim Sizin düşünceleriniz değil, Sizin yollarınız benim yollarım değil'' diyor. Bu yüzden Tanrı kendisini bize açıklamıştır. Kendi sözleri aracılığıyla kendisi hakkında içsel ve derin bilgiler vermiştir. Böylelikle onu daha derinden tanıyabiliriz.
Elinize Kutsal Kitap'ı alın ve Tanrıyla konuşmaya başlayın. Onu arayın, Ona sorular sorun, size sözleri aracılığı ile cevap verecektir. Ona Tanrım beni tanıyor musunuz diye sorduğunuzda size Yeremya peygambere ''Ana rahminde sana biçim vermeden önce tanıdım seni'' dediği gibi size diyecektir. Tanrı'nın kendisi hakkında ona soru sormaktan çekinmeyin ama cevabı alıp Tanrı'yı daha yakından tanımak içinde onun sözlerine kulak verin.
Çünkü RAB Tanrı kendisini gizlemekten hoşlanan bir Tanrı değildir. Aksine kendisini bizlere göstermek ister. Bu yüzden Yeşeya peygamber esin aracılığı ile şunları der: Bulma fırsatı varken RAB'bi arayın, Yakındayken O'na yakarın. Aynı şekilde İsa Mesih şöyle demiştir: ''Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.''
Ana Sayfa'ya dönmek için tıklayınız..
Devam edin: Yaşamın Anlamı Ne?
Okuyor olduğunuz şeyler hakkında konuşmak, bilgi almak ya da ücretsiz kitaplara/materyallere sahip olmak ister misiniz?